Sıkıntı ve zorluk anları, inkarcıların sadakatsizliklerini ve samimiyetsizliklerini deşifre ederken, müminlerin de Allah’a ve elçilere olan sadakatlerini ortaya çıkarmaktadır. Müminler, karşılaştıkları zorluk anlarında, ”… Bu, Allah’ın ve Resulünün bize vadettiği şeydir; Allah ve Resulü doğru söylemiştir…” (Ahzap Suresi, 22) diyerek, Allah’a karşı olan teslimiyetlerini ve bağlılıklarını dile getirmişlerdir. Allah, bir Kuran ayetinde, ”Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.” (Nahl Suresi, 42) şeklinde bildirerek, müminlerin bu güzel ahlakını övmüştür. İşte müminlerin ortaya koydukları sadakatin gücü, Kuran ahlakını yaşarken gösterdikleri şevk ve istekle kendini belli etmektedir.
Karşılaştığı zorluk anlarında göstermiş olduğu tevekküllü ve teslimiyetli tavır ile tüm Müslümanlara örnek olan Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), zorluk anlarında Allah’a sadakatte kararlılık gösterilmesi gerektiğini müminlere şöyle hatırlatmıştır:
“…Bir şey isteyince Allah’tan iste. Yardım talep
edeceksen Allah’tan yardım dile. Zira kullar, Allah’ın yazmadığı bir
hususta sana faydalı olmak için biraraya gelseler, bu faydayı yapmaya
muktedir olamazlar. Allah’ın yazmadığı bir zararı sana vermek için
biraraya gelseler, buna da muktedir olamazlar.”(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, 1992, s. 314).
Sadakatin bir başka önemi de, müminleri sürekli birarada tutan önemli
bir özellik olmasından kaynaklanmaktadır. Bu anlamda sadakat, fitne
çıkarmak, yapılan salih amellere engel olmak ve müminlerin arasını açıp
bozmak gibi çeşitli zarar verici faaliyetlerde bulunmaya çalışan kötü
niyetli kimselerin, müminlerin içinde barınmasını da zorlaştırır.
Müminlerin Allah’a ve peygamberlere karşı duydukları içten sadakatin ve
bağlılığın taklit edilebilmesi mümkün değildir. Bu sadece müminlere özgü
bir duygudur. Müminlerin arasına zarar verme amacıyla giren kimseler,
kendilerini ne kadar gizlemeye çalışsalar da, müminlerin teslimiyetini
taklit edemedikleri için, bu amaçlarını hiçbir zaman için
gerçekleştiremezler. Allah’a karşı duyulan güçlü bir sadakat ve
teslimiyet, salih müminlerle kalplerinde hastalık bulunan kimseleri
birbirinden ayırt edip ortaya çıkaracaktır. Bu sadakat duygusu aynı
zamanda güçlü bir bağlılık görevi görerek, müminleri hayat boyu birarada
da tutacaktır. Müminler, duydukları güçlü sadakat ile kendilerine zarar
ve kötülük vermek isteyen kötü niyetli kimseleri rahatlıkla teşhis
edip, onlara karşı gereken önlemleri alabilirler. Ayrıca birbirlerinin
samimiyetine ve bu yoldaki azmine şahit oldukları için, birbirlerine
olan sevgileri ve güvenleri daha da artacaktır. Bu şekilde Allah bu kötü
niyetli kimselerden müminleri arındırarak onları her zaman için dinç,
güçlü ve kamil iman sahibi kimseler kılacaktır.Allah, iman ediyormuş gibi görünmelerine rağmen, müminlere yardım etmeleri gerektiğinde çekimser kalan ve böylece Allah’a karşı sadakatsizlikleri ortaya çıkan bu kimselerin tavırlarını Kuran’da şöyle haber vermektedir:
| Ama iman edenler ve salih amellerde bulunanlar, onlara ecirlerini eksiksiz ödeyecek ve onlara Kendi fazlından ekleyecektir de. Çekimser davrananlar ve büyüklenenler, onları acıklı bir azapla azaplandıracaktır ve kendileri için Allah’tan başka bir (vekil) koruyucu dost ve yardımcı bulamayacaklardır. (Nisa Suresi, 173) | ||
Sadakatin müminlere kazandırdığı bir başka önemli özellik de, birbirlerine olan ‘güven ve sevgi’leridir. İman edenlerin birbirlerine karşı duydukları sevgi ve güven, tamamen onların Allah yolunda gösterdikleri ‘ciddi’ çabaya göre şekillenmektedir. Allah’ın rızasını kazanabilmek için sahip olduğu herşeyini hayır için kullanan, bu yolda ‘dosdoğru’ bir istikamet tutturan bir mümin, diğer Müslüman kardeşlerinin sevgisini kazanacak ve onlara en güzel şekilde örnek olacaktır. İşte müminlerin Allah yolunda kendilerine isabet eden her olayda gösterecekleri içten sadakat, birbirlerine karşı olan sevgi, bağlılık ve güvenlerinin de artmasına neden olacaktır.
Sadakat mümine, Allah yolunda yaptığı tüm salih amellerde ve Allah’ı razı edecek güzel ahlakı göstermekte bir ‘süreklilik’ de kazandırır. Kalplerinde hastalık bulunan münafıklar, şeytanın aldatmacaları sonucunda, ibadetlerinde ve güzel ahlakta bu sürekliliği gösterememektedirler. Nefislerine ters gelen bir konuda ya da karşılaştıkları en ufak bir zorlukta hemen yaptıkları hayırlı işlerden vazgeçebilmektedirler. Gösterdikleri çaba ve istek zayıf olduğu için de, hedeflerine bir türlü ulaşamazlar. Bu durum, kalplerinde yaptıkları işe karşı gerçek anlamda bir sadakat ve bağlılık hissetmemelerinden kaynaklanır. Bu sadakat ve bağlılığı hissetmedikleri için, bunların kendilerine kazandıracağı ‘süreklilikten’ de mahrum kalmaktadırlar. Allah’a gönülden bağlanmış olan müminler ise, Allah’a karşı duydukları bu içten sadakat sayesinde, Kuran ahlakını uygulamada ve Allah’ın rızasını kazanmada hayatlarının sonuna kadar ‘süreklilik’ gösterebilmektedirler. Allah, müminler için hayırlı ve güzel olanın ‘sürekli’ salih amellerde bulunmak olduğunu Kuran’da şöyle bildirmektedir:
| Mal ve çocuklar, dünya hayatının çekici süsüdür; sürekli olan ‘salih davranışlar’ ise, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır. (Kehf Suresi, 46) | ||
| Ama iman edenler ve salih amellerde bulunanlar, onlara ecirlerini eksiksiz ödeyecek ve onlara Kendi fazlından ekleyecektir de. Çekimser davrananlar ve büyüklenenler, onları acıklı bir azapla azaplandıracaktır ve kendileri için Allah’tan başka bir (vekil) koruyucu dost ve yardımcı bulamayacaklardır. (Nisa Suresi, 173) Onlar, kendilerinin inkara sapmaları gibi sizin de inkara sapmanızı istediler. Böylelikle bir olacaktınız. Öyleyse Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler (dostlar) edinmeyin… (Nisa Suresi, 89) |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder